Postiga Yayınları
 
Postiga Yayınları
 
 
Yaşantı
Tarih
Şiir
Sağlık
Ropörtaj
Roman
Psikoloji
Polisiye Öykü
Öykü
Kişisel Gelişim
İnceleme
Hikaye
Güzellik
Deneme/Yazın
Çizgi Roman
Astroloji
Araştırma

Dön Muazzez
Dön Muazzez

Ayşenur Yazıcı



Tutkunun Sırrı
Tutkunun Sırrı

Öykü Odabaş Kanneci



Hilekar
Hilekar

R. Gaye Önel



30 Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Çok Zor
30 Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Çok Zor

Burçin Çelik



Benzemez Kimse Sana
Benzemez Kimse Sana

Seda Özay



Bir Deniz Kızı Hikayesi
Bir Deniz Kızı Hikayesi

Corleonis Canan A. Düzgan



Buselik
Buselik

Başak Kızıltan



Gençlik Hatırası
Gençlik Hatırası

Ece Altınkaya



Uykusuz
Uykusuz

Ayça Güçlüten



Aksiseda
Aksiseda

Başak Kızıltan



Bu mucize kitap oldu
Sınanmamış Kadın - Hürriyet
Kutlay Bebek - Arım Balım Peteğim 'deydi
İda'nın Merhameti (Radikal)
Sınanmamış Kadın - Milliyet - Melih Aşık -11 Temmuz 2010
Sınanmamış Kadın - Cnn Türk
Sınanmamış Kadın - Posta
Sinanmamış Kadın - Milliyet Gazetesi - 10 Temmuz 2010
İda'nın Merhameti - Taraf Gazetesi
Sınanmamış Kadın - Cadde Milliyet
  Haberlerin tümü >>
 
Sınanmamış kadın erdemli sayılmaz - Betül Memiş (Haber Türk)

"Cinselliği hiç yakıştıramadığım annem, babamı aldatmıştı, hem de yıllarca. Babam bildiğim adam babam değildi. Başımı iki yana sallayabildim. Sonra hışımla çıktım odadan. Gece annem öldü. O zamandan beri anneme olan hislerim karmakarışık. Aklıma geldiğinde duyduğum kızgınlık mı, küçümseme mi, özlem mi bilmiyorum… Ölümün etkisini birkaç ay içinde atlattım. Her anımı sevgili karım dolduruyordu, başkasına ihtiyacım yoktu. Annemin ihanetini de unutmuştum. Ama hatırlatacak kişi tarihin yaprakları arasından çıkıp geldi. Hem de dört yüz yıl sonra, yaşamımı rayından çıkarmak üzere. Bu kişinin İspanyol yazar Miguel de Cervantes Saavedra olacağını kim tahmin edebilirdi ki?..  Kütüphanede Cervantes’in ‘Don Kişot’una en uygun yeri ararken, ortalardan rastgele bir sayfa açtım. Sadece birkaç saniye sürdü göz atmam, o sırada koyacağım yeri belirledim. Tam rafa kitabı kaldıracakken, açılan sayfada okuduğum o tek cümle beynimde patladı: ‘Sınanmamış kadın erdemli sayılmaz.’ Kütüphaneden çıkarken kararımı vermiştim..."

Bu cümleler, deneyimli gazeteci İhsan Yılmaz’ın geçtiğimiz ay Postiga Yayınları’ndan çıkan "Sınanmamış Kadın" adlı kitabından alıntı. Kitap, günümüzde her daim bulantı dehlizlerinde süründüren kadın ve erkek ilişkilerinin analizlerini seriyor gözler önüne. 11 farklı öyküden oluşan kitapta yazar, olayların ilk göründüğü gibi olmadığını çarpıcı finallerle anlatıyor. Kitaba adını veren ‘Sınanmamış Kadın’da ise, yaklaşık 450 yıl önce yaşamış İspanyol yazar Cervantes’in ünlü Don Kişot adlı eserinden esinlenerek bir sadakat testine tutulan kadının öyküsü oldukça çarpıcı. Bu aşk öyküsü bir anlamda, kadın erkek ilişkilerinin kronik bir sorununu farklı bir şekilde yeniden gündeme getiriyor. Bağlılığı, testle sorguluyor. Tabii ilginç finaliyle bu öykü, kadın-erkek ilişkileriyle ilgili çarpıcı bir sorunun da yanıtını arıyor: "Sınanmış kadın erdemli midir? – Sevdiğimin sadakatini test etmeli miyim? – Buna hakkım var mı? - Test edersem sınavı geçebilir mi? - Sadakat test edilmeli mi?"

HER ŞEY BİR TOZ BULUTUYDU…
Kitapta yazılanlara ya da Freud’yen yaklaşımlara istinaden, sınamamış erkeğe hiç bulaşmıyorum bile… Geçmişimiz geleceğimizin aynası değil mi zaten, bir tutamlık nefretliğe geçmişimizdeki bir anne-bir baba-bir kardeş-bir abi süngüsü yetiyor ya. Hoş günümüzde kadın-erkek tanımlarından önce insan üstüne çok da kalifiyeli laflar edemiyoruz ama. Mevzu derin, şöyle "arkana yaslan, rahatla ve başla çocukluğundan…" diye cümlelerden daha geriye ötelediğimizde, "her şey bir toz bulutuydu"dan az sonrası, omurgada süreç boyunca bir eziklik yaratıyor. Ama kanaatimce bütün suç Havva’nın ve o ısırılan elmanın…

Kadının hâlâ ikinci sınıf muamelesi gördüğü, dar kaldırımlı ülkemin, köylerinde-kasabalarında ve şehirlerinde, sessiz sedasız-sesli sedalı işlenilen namus cinayetleri ve sırıtan tacizleri-tecavüzleri… Durum metropollerde daha da içler acısı; cinsellik meta edilirken, kendi cinsini bu kadar riyaya bağlayan iki bacaklı olamaz herhalde diye düşündürüyor.  Kadının kadına ettiğini ya da insanın insana ettiğini… (Yine de kadın-erkekten daha çok insan üzerine düşünmeliyiz bence.) Dünyada sergilenen tavır da farklı değil. Nietzsche’nin altını koyu kırmızıyla çizdiği -üst insan-ı, uzun zamandır can çekişiyor gibi. Kitapta İhsan Yılmaz da, patolojik vaka olmuş bu sürüncemeli durumu farklı bir bakış açısıyla anlatıyor biz okuyucularına. Kadın ve erkek sadakatini sorgulamasının yanında bir gün insanın insana olan sadakati de test edilir bakarsınız… Uzun zamandır, “Sen melâl nedir bilmiyorsun ki sana hal anlatabileyim” edasında yaşayan bünyeler olduğumuzdan ilk önce savrulmayı bir kenara bırakıp, kendi içimizi ameliyat masasına yatırmalıyız belki de, karşı sevdamızın değil.

Kitapta yer alan öyküler boyunca hissettiğim hissiyat; empati kurmak oldu. Periyodik cetvel hanemize yeni bir element(ler) eklemeye gerek yok, en basitinden kasmaya gerek yok! Her şeyi, herkesi olduğu gibi anlamaya çalışmak-kavramak en güzeli belki de… Yeryüzünü şereflendiren biz fanilerin “anlatsam roman” olur yahut “anlatsam uzun metraja konu olur” dediği öykülerin toplandığı bir kitap Sınanmış Kadınlar… Yazın bu son demlerinde, keyifli vakit geçirmek isteyenlere kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. (Meraklısına not: Postiga Yayınları’ndan çıkan "Bohemya'da Skandal" ve "Biz İnsan Kaymaklarıyız Ya Siz?" adlı kitaplar da ilginizi çekecek türden.)

Haber Link:http://www.haberturk.com/yazarlar/544804-sinanmamis-kadin-erdemli-sayilmaz

Bookmark and Share
 
 
 
www.postigayayinlari.com 2015 ®